2.22
2.76
0.00

M.Sıddîk El-Minşâvî, aramızdan ayrılışının 39. yılında dualarla anılıyor.

M.Sıddîk El-Minşâvî, aramızdan ayrılışının  39. yılında dualarla anılıyor.

Yarım asra yaklaşan bereketli ömrünün her ânı, Kur’ân-ı azimüşşâ’nın devamlı olarak kıraat ve tilâvetiyle geçenMuhammed Sıddîk El-Minşâvî, aramızdan ayrılışının 39. yılında anılıyor.


20 Haziran 2008 11:11
font boyutu küçülsün büyüsün


Abdulhamit Güler'in haberi

Yarım asra yaklaşan bereketli ömrünün her ânı, Kur’ân-ı azimüşşâ’nın devamlı olarak kıraat ve tilâvetiyle geçen “Hüzün memleketinin sultanı, Andelib-i Kur’an” olan Muhammed Sıddîk El-Minşâvî, aramızdan ayrılışının  39. yılında dualarla anılıyor.

Okuyuşundaki ihlâs, yüzündeki nur ve lisanındaki tatlılıkla akıllarda yer eden El-Minşâvî gelmiş geçmiş en büyük karî olarak nitelendiriliyor. “Bu Kur’an hüzünle inmiştir. Her kim Kur’an okursa hüzünlensin”  hadis-i şerifinde ifade edildiği şekliyle her daim yüzünde bir hüzün hali mevcuttu.

“Hüzün memleketinin sultaını, Bedi’ülkurrâ (Asrın emsalsiz Kur’an okuyucusu)” olarak nitelendirilen Muhammed Sıddîk El-Minşâvî, Mısır’ın güney bölgesinde “Beyt’ül Kur’ân”, yani "Kur’an evi" diye tarif edilen bir ailenin bireyi olarak dünyaya gözlerini açar.

Babası Sıddik Seyyid Minşevi, 1898 yılında dünyaya gelmiş bir karidir. Şeyh Sıddik Seyyid, sabah namazından sonra 4 oğlunu okuturdu. Fakat kendisinin kıymeti oğlunun şöhretinin gölgesinde kalmıştır. Sıddik Seyyid Minşâvi, 1958 yılında mescid-i Haramda imamlık yapma şerefine eren ve Suud’lu olmayan ilk ve son kişi ünvanına sahiptir.


BİR CUMA GÜNÜ DOĞAN GÜNEŞ
Üstad Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî, Mısır’ın başkenti Kahire’ye uzaklığı 500 km olan “Suhac" merkezine  bağlı “El-Munşee” kasabasında, 29 Ocak 1920 senesi, Cuma gecesinde doğar. Üç kardeşi olan Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvi, kari olan bütün ailede ön plana çıkar ve hüzün dolu okuyuşuyla kendisine münhasır, lakin hiçbir kârinin yetişemediği bir dereceye erişmekle, müstesna bir kıraat metodu takip ederek “Bedi’ulkurrâ” (Asrın emsalsiz okuyucusu) ünvanını hak eder.


4 YAŞINDA BAŞLAYAN ULVİ YOLCULUK
Şeyh Muhammed Sıddik, 4 yaşında Şeyh’i Ebu Müslim’in yanında ilk Kur’an ta’limini alır. Talebesindeki cevheri sezen Ebu Müslim ehemmiyetle üzerinde durur, onu cesaretlendirir ve gittiği her meclise götürerek tilavetini tüm Mısır’ın tanımasını sağlar ve şöhret yayışmaya başlar.

1928’de henüz 8 yaşına baliğ olmadan, Kur’ân hıfzını tamamlayan Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvi, 1932’de yani,12 yaşında amcası Ahmed Seyyid ile birlikte başkent Kahire’ye giderek islâmi ve Kur’ani ilimleri Şeyh Muhammed Mes’ud’un yanında tedris eyler. Sadece Kıraat ilimleriyle yetinmeyip, diğer ilimleri de ders almak suretiyle, zamanın mühim alimlerinden biri olur. 15 yaşına gelince babası ve amcasından ayrılarak, müstakil olarak okumaya başlar.

Muhammed Sıddîk, 1938’de amcasının kızıyla evlenir. Bu hanımından 2 oğlu ve 2 kızı dünyaya gelir.


HZ. YUSUF'UN HÜZNÜ SESİNDE SAKLI

Şeyh, hayatında en ziyade Yusuf suresini tilavet eder. Zira bu sure onun için apayrı bir mana içerir. Onu dinleyen herkesin ortak kanaati; "Yusuf Aleyhisselam'ın hüznünü sinesinde saklıyor" olmasıydı. Muhammed Sıddik Minşâvi, "bir radyonun, sesini çekmek için ikamet ettiği beldeye gidip, sesini kaydettiği dünyada tek karidir.”


DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA YANKILANAN SES
Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî sadece Mısır'da değil, hayatı müddetince Endonezya, Suriye, Pakistan, Ürdün, Libya, Cezayir, Kuveyt, Irak, Suud-i Arabistan ve Malezya’ya giderek Kur’an okumuş ve çok kişinin Kur’anı sevmesinde vesilelik yapmıştır. Onu yakinen tanıyanlar tarafından nakledildiğine göre, Şeyh’in tilaveti ekser insanları ağlatmış, bu vesileyle ona karşı tarif edilmez bir muhabbet beslemişlerdir.

Hüzünlü sesi ve mütevazı kimliği ile sesinin ulaştığı her yürekte ayrı bir yer edinen El-Minşâvî, zaman zaman meşhur kari’lerden biri olan Abdulbasit Abdüssamed ile İslam ülkelerine seyahatler düzenler, beraberce muhtelif yerlerde kıraatlarda bulunur. Hatta Abdüssamed ile Endonezya’da Yusuf suresini beraber devirli okurlar.


“eşi ve benzeri daha dünyaya gelmemiştir”
Muhammed Sıddik, evde olduğu zamanlar radyonun başında bulunur, Kur’an yayınlayan radyoları dinler, çoğu zaman ağlardı. Merhum ve meşhur kârilerden olan Muhammed Rıfat da onun için, “O, öyle bir karidir ki,onun eşi ve benzeri daha dünyaya gelmemiştir” der.

Şeyh Muhammed Sıddik, 1960’lı yılların başında takriben 40 yaşında ikinci evliliğini yapar. 2.hanımı “Suhac” iline bağlı “Ahmim” beldesindendir. Bu hanımından da 5 erkek ve 4 kız olmak üzere toplam 9 çocuğu dünyaya gelir.

Muhammed Sıddik’ın en büyük çocuğu Muhammed Saudi, meşhur kârilerden Muhammed Abdülhakem’in kızıyla evlenir. İkinci oğlu Muhammed Şafii, üçüncüsü Muhammed Nur,  Msısır'da silahlı kuvvetlerde zabit olarak çalışmakta Ömer ise, Ezher Üniversitesinde öğretim görevlisi. Salah muhasebeci ve Tarık ise mühendis olarak çalışmaktadırlar. Oğullarının hepsi de  Kur’anı hıfz eylemişlerdir.


MUSİKÎ EĞİTİMİ ALMADAN...
Hayatı müddetince hiçbir musiki eğitimi almamasına rağmen bu derece ölçülü ve düzgün okuyuş, Allah'ın bir olduğunun belirtisidir. Şeyh Muhammed Sıddik, Mısır Diyanet İşleri Bakanlığı tarafından Zemalik mescidine kehf suresi okuması için tayin edilir ve ömrünün sonuna kadar bu camide Kur’an okumaya devam eder.


ŞÖHRETE RAĞMEN MUTEVAZI DURUŞ
Onca şöhrete rağmen çok mütevazı bir hayatı olan Şeyh Muhammed Sıddik, beyaz bir entari ve beyaz bir takke giyip evinin önüne oturur, lakin çok kimse onu tanımazdı. Oturduğu civardaki insanlarla ve yakın akrabalarıyla çok iyi geçinir, çok meşhur olmasına rağmen halktan biri gibi dururdu. Fakirlere karşı çok merhametli olması da önemli bir özelliğiydi.

Şeyh-i Minşâvi 1966 yılında verem hastalığına yakalanır. Doktor okumamasını tenbih eder, fakat Kur’an aşığı olan Şeyh canı pahasına da olsa bu aşkından vazgeçmeyerek, aksine yüksek sesle okumaya devam eder. Tabii bu arada hastalığı günbegün artar.

1968 yılında ikinci hanımı, hac vazifesini eda ederken mukaddes beldelerde daha genç yaşta iken vefat eder.


VUSLAT YAKLAŞINCA TEBESSÜM ETTİ
1969, onun için sevinç ve kavuşma yılıydı adeta. O öyle hissediyordu.1968’e kadar hep hazin duran Şeyh Minşevi, bu yıl çok mutlu ve mesrur idi. Etrafına daima mutluluk tebessümleri saçıyor, bu tarifi kabil olmayan mutluluğunu Kur’an okurken yüksek sesle bağırarak ifade ediyordu. Vuslat anının yaklaşmasının hisseden bir maşukun tebessüm haliydi bu.

1969 yılının ortalarına doğru Yüce Makam’dan gelen çağrıyı hisseden Şeyh, bir gün, devamlı bir surette ayakkabısını boyattığı ve çok para verdiği için her zaman yanına gelen dilenciyi çağırır ve ona ‘bu son verdiğim’ der.

Ve çok geçmez, hastalığı şiddetli bir şekilde artınca hastaneye kaldırılır. Zamanın devlet başkanı Cemal Abdünnasır, tedavi için Londra’ya göndermek ister. Fakat Londra’ya tedaviye gitmek yerine Cenâb-ı Mevlâ onu, hakiki şifa ve saadet yurdu olan âhirete gönderir. Böylece 20 Haziran 1969 yılı, o hazin ses susar ve Şeyh Muhammed Sıddik Minşevi ruhunu yine doğduğu Cuma gecesinde, henüz 49 yaşında iken teslim eder.


SESİ HALA İSLAM TOPRAKLARINA YANKILANIYOR
Babası Sıddik, oğlunun ölümüyle ilgili duyduğu teessürü soranlara şöyle cevapta bulunur: “Her gün yaşadığımız bir hakikate nasıl razı olmayalım ki.. İnnâ Lillâhi va innâ ileyhi râciûn”

Muhammed Sıddik Minşâvi’nin hayatında tescil ve kaydedilmiş şu an itibarıyle 150 kıraatı ve Mısır Kur’an radyosunda ayda bir, tertil üzere okunan bir hatm-i şerifi  bulunuyor.   Minşâvî'nin vefâtından sonra adına Mısır'da "Muhammed Sıddîk el-Minşâvî Camii" yaptırılmış, Ve keza Mekke’de kendi adına inşa edilmiş bir cami bulunmaktadır. Yine Mekke’de band kaydına çekilen kendi sesiyle ezan-ı Muhammedi okunmaktadır.

belgehaber.com













Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (4)
  • mahmut aydın / 1 Kasım 2009 22:52

    gerçekleri söyleyin

    abdussamed gibi bir hafız kıyamete kadar zor gelir dinlemesek diyecekler kafadan konuşuyor abdussamedin nerdeyse tüm okuyuşlarını dinledik mustafa ismail muhammed rıfat minşevi ve diğerleri ama abdussamedi tek geçerim taklidi imkansız dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hafızı allah tarafından tüm yetenekler verilmiş ona kuran okumada yine diyorum dünyada hiç bir hafız ona yetişemez ve yetişemeyecek de
  • fazıl / 23 Haziran 2008 09:32

    Aaaaahhh ahh

    Sağlığına yetişemediğim için içim burkuluyor.Kıraati adamı ruhundan yakalıyor.Kayıtları'nın çoğu http://www.forumankebut.net/forum/seyh-muhammed-siddik-minsavi-kayitlari-1920-1969-t9966.html?p=237971&posted=1 burada
  • Ahmet Sıddık OKYAY / 20 Haziran 2008 16:13

    BEDÎÜLKURRÂ

    Hakikaten eşsiz ve müstesna kıraat ve tilavetiyle dinliyenleri tarâb ve sevince boğan bu "Hüzün medresesinin" yayınlanması elbetteki sevinç ve mutlulukla karşılıyoruz. Böyle bir kâri'yi dinlemeğe hepimizin ihtiyacı vardır.EVET BÖYLE BİR KÂRİ VE HAFIZ DAHA DÜNYAYA GELMEMİŞTİR.
  • RUMUZ / 20 Haziran 2008 14:33

    HARİKA BİR KARİ

    OKUYUŞU BENİ MEST EDİYOR YAYINLAMANIZ ÇOK MÜKEMMEL OLMUŞ