2.23
2.86
0.00

Fatih Camii'nin etkileyici öyküsü

Fatih Camii'nin etkileyici öyküsü

İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından 1470 yılında, Bizans'ın Ayasofya'dan sonraki ikinci kutsal tapınağı Havariyun kilisesi kalıntıları üzerine büyük bir külliye ile yaptırılan..


15 Eylül 2007 13:12
font boyutu küçülsün büyüsün


İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından 1470 yılında, Bizans'ın Ayasofya'dan sonraki ikinci kutsal tapınağı Havariyun kilisesi kalıntıları üzerine büyük bir külliye ile yaptırılan Fatih Camisi, ilk selatin cami olma özelliğini taşıyor.Osmanlı sultanları ve ailesi tarafından yaptırılan ve ''sultan camileri'' anlamına gelen Selatin camilerinin ilki olan Fatih Camisi'nin inşasına fetihten 14 sene sonra 1467 yılında başlandı.

Fatih Cami, Bizans imparatoru I. Constantinus'un döneminde yapılan ve şehrin fethi sırasında harabeye dönen Havariyun kilisesinin yıkıntıları üzerine yapıldı.

Cümle kapısının iki yanında ve üstünde bulunan Arapça kitabeye göre yapımına 1467 yılında başlanan ve 1470 yılında tamamlanan cami, büyük bir külliye içinde inşa edildi.

İstanbul'un ilk üniversitesi sayılan ve şu anda ''Akdeniz ve Karadeniz medreseleri olarak anılan Sahn-ı Seman Medreseleri, hastane (darüşşifa), konuk evi (tabhane), aşevi, kütüphane ve hamam bu külliyenin içinde bulunuyordu.

Fatih Camisinin mimarı, Sinaüddin Atik Sinan olarak bilinen Yusuf bin Abdullah'tır.

-EVLİYA ÇELEBİ'DEN-

Evliya Çelebi'nin ''Seyahatnamesi''nde yer alan hikaye şöyle:

''Kutlu fethin sultanı şöhretine uygun bir cami beklemektedir. Ancak cami inşası tamamlanınca gördüğü yapı kendisini öfkelendirir. Atik Sinan'ı yanına çağırır ve mimar başını azarlar, 'Benim camimi niçin Ayasofya kadar yüksek etmeyip bir Rum haracı değer sütunlarımı üçer arşın kesip Ayasofya'dan alçak ettin?' diye sorar.

Mimar başı da 'Padişahım İstanbul'da zelzele çok olur, yıkılmasın diye iki sütunu iki arşın kesip Ayasofya'dan alçak ettim' diye özür dileyince, Fatih, 'Özrü cürmünden şiddetlidir' diyerek mimarbaşının iki ellerini bileklerinden kestirir.''

Atik Sinan daha sonra kadı efendiye başvurarak adalet isteyecek ve görülen mahkeme sonunda Fatih Sultan Mehmet, mimar başının ailesine bakmakla görevlendirilecektir...

Mimar Atik Sinan tarafından yapılan ilk cami, yıllar içinde İstanbul'da meydana gelen depremlerden hasar gördü ve 1766 yılında yaşanan depremin ardından harabe haline geldi. Cami, Sultan III. Mustafa tarafından, 1767 ve 1771 yılları arasında Mimar Mehmed Tahir Ağa'ya yeniden inşa ettirildi.

-İLK MİMARI YAPI DEĞİŞTİRİLDİ-

Caminin depremlerle hasar görmesinden sonra orijinallığının korunmasına dikkat edildiyse de Mehmet Tahir mimari yapıyı değiştirdi.

Fatih Camisi'nin ilk yapımında, cami alanını genişletmek için duvarlar ve iki ayak üzerine bir kubbe oturtulmuş ve bunun da önüne bir yarım kubbe ilave edildi. Caminin ikinci defa yapılışında payandalı camiler planı uygulanarak küçük kubbeli sivri bir bina meydana getirildi.

Şimdiki durumda, merkezi kubbe dört fil ayağına oturmakta ve bunu dört yarım kubbe çevrelemektedir. Yarım kubbelerin etrafında ikinci derecede yarım ve tam kubbeler, mahfildeki ve dıştaki abdest musluklarının önündeki galerileri örtmektedir.

Mihrabın sol tarafından, türbe yanından geniş bir rampa ile girilen hünkar mahfili ve odalar bulunmaktadır.

Minarelerin taş külahları ise 19. yüzyıl sonunda yapıldı. Caminin alçı pencereleri son devirlerde harap olduğundan değiştirildi. Avlu kapısının yanındaki yangın havuzu Sultan II. Mahmud tarafından 1825 yılında yaptırıldı. Caminin geniş bir dış avlusu ile avlunun tabhaneye çıkan kapısı eski camiden kaldı.

-''SELATİN CAMİLER SULTANIN GÜCÜNÜ GÖSTERİR''

Osmanlı Mimarisi üzerine çalışmaları bulunan Sanat Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Doğan Kuban, Selimiye Cami hariç bütün Selatin camilerin İstanbul'da bulunduğuna dikkat çekti.

Kuban ''Selatin camiler sultanın varlığını, gücünü kimliğini ve dini anlamda gücünü gösterir. Bunlar bizim katedrallerimiz sayılır'' dedi.

Prof. Dr. Kuban, selatin camilerin, sultanın inancını ve büyüklüğünü göstermek için yapıldığını dile getirerek, prestij açısından önem arz eden selatin camilerin sosyal fonksiyonları da olduğunu bildirdi.

Fatih Camisi'nin ilk Selatin cami olduğunu anımsatan Doğan Kuban, şu bilgileri verdi:

''Sultanların camileri hep bir külliyenin parçası olarak yapılmıştır. Külliyelerin içinde hanlar, hamamlar, medrese, imarethaneler vardır. Bunlar hep sosyal işlevleri olan toplumsal odaklardır. Fatih kendi camisini yaptırdığı zaman oradaki yerleşimi de artırmak istemişti.''

-BELGELERE GÖRE İLK ADI ''YENİ CAMİ''-

Sanat Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Semavi Eyice de, Fatih Camisi'nin en büyük özelliğinin ''büyük bir külliyenin merkezine yapılması olduğunu'' vurguladı.

Eyice, camiye dönüştürülen Ayasofya'nın ilk cami görevi gördüğü için Fatih Camisi'ne o dönemdeki belgelere göre ''Yeni Cami'' denildiğini bildirdi.

Caminin son derece büyük bir külliye ile birlikte inşa edildiğini ifade eden Semavi Eyice, Fatih Camisi'nin Bizanslılar'ın en kutsal ikinci kilisesi olan ''Havariyun'' kilisesi yıkıntıları üzerine yapıldığını hatırlattı.

Eyice, Bizans imparatorlarının mezarlarının bulunduğu bu kilisenin yerine yapılan caminin, ''yeni bir inancın İstanbul'a hakim olduğunun göstergesi olarak özellikle buraya inşa edildiğini'' vurguladı.

Semavi Eyice, tarih boyunca büyük depremlerden hasar gören Fatih Camisi'nin, Sirkeci'den başlayan, Beyazıt'ı geçerek camiye ulaşan, oradan da Edirnekapı tarafına ilerleyen fay hattı üzerinde bulduğunu ve bunun caminin her depremde hasar görmesine neden olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Eyice, ''1766 yılındaki depremden sonra yıkılan ve aslından farklı olarak yeniden inşa edilen Fatih Camisi'nin ilk planı, Çemberlitaş'taki Atik Ali Paşa Camisi'nin benzeridir'' diye konuştu.

-GÜNÜMÜZDE YAPILAN ÇALIŞMALAR-

Fatih Camisi, 17 Ağustos 1999'daki Marmara depreminde de ağır hasar gördü.

Tarihi caminin zemin araştırmalarını yapan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erdik, Fatih Camisi'ni bundan sonra olacak depremlerden korumak üzere zemin etütlerinin yapıldığını bildirdi.

Erdik, caminin depremlerden hasar görmesinin caminin kurulu olduğu bölge ile bağlantılı olduğuna dikkat çeken Erdik, ''İstanbul içinde diğer camilere kıyasla, Fatih Camisi'nin bir sırt üzerine olması deprem hareketlerini büyütüyor. Orada hangi cami olursa bu durumda olurdu. Sırt üzerinde oluşu çok büyük bir etken'' dedi.

Prof. Dr. Erdik, çalışmalara göre Fatih Camisi'nin kurulu olduğu alanda depremlerin daha şiddetli hissedildiğini kaydetti.

-İÇ MEKAN YENİLENİYOR-

Bu arada, Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğünden alınan bilgilere göre, Fatih Camisi'nde iç mekanda yenileme çalışmaları yapılacak.

Marmara depreminden kısa süre önce yenilenen caminin iç mekan süslemelerinde fazla bir hasar olmadı, ancak çatlayan sıvalar yeniden onarılacak ve tezyinat gözden geçirilecek. 2 milyon YTL'nin üzerinde maliyete sahip bu çalışmalar için ihaleye çıkıldı.

-CAMİ İMAMININ VERDİĞİ BİLGİLER-

Fatih Camisi İmamı Osman Şahin de, Marmara depreminde kubbede çatlaklar oluştuğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

''Minarede taşlarda oynamalar oluştu. Özellikle şadırvan avlusunun kubbelerinde önemli çatlaklar oluşmuş durumda. Fatih Camisi acil tedavi bekliyor. Kubbede çatlaklar oluştuğu için kısmen bir üst yapı tadilatı başladı. Caminin iki yan kubbesinin restorasyonu tamamlandı. Fakat daha sonra zeminle ilgili bir kayma olduğu tespit edildi. Bunun neticesinde caminin sağındaki ve solundaki medreselere dıştan takviyeler yapıldı. Beton enjekte yapıldı. İçten de yakında yapılacak. Fatih Camisi'nin restorasyonun üst yapıyla ilgili kısmının ihale aşaması tamamlandı ve Ramazan ayından sonra restorasyon başlayacak. Alt yapıyla ilgili de proje çalışmaları devam etmektedir.''

Fatih Camisi'nin halısının Sultan 2. Abdülhamid tarafından Hereke'de özel olarak dokutulduğunu ve 100 yıllık tarihi bir halı olduğunu ifade eden Şahin, kubbenin desenlerinin kısmen iz düşümü olduğunu bildirdi.

Şahin, ayrıca cami içerisinde bir su kuyusu bulunduğunu belirterek, camide diğer camilerden farklı olarak bir resim tablosu bulunduğunu ve bu tablonun son şeyhülislamlardan Mustafa Sabih'ın damadına ait olduğunu dile getirdi.

Osman Şahin, şunları kaydetti:

''Tablonun üzerinde bir dünya küresi, ortasında Kabe-i Muazzama, hemen yanı başında Medine-i Münevvere var. Bir tarafında Topkapı Sarayı, bir tarafında da Hicaz Demiryolu çizilmiş. Sarayın balkonunun üzerinde bir rahle var ve üzerine Kuran-ı Kerim konmuş. Osmanlı'nın dünyaya adaletle hizmet ettiğini ve Kabe-i Muazzama ve Medine-i Münevvereyi dünyanın kalbi olarak telakki edip oraya hizmet götürmeyi milletimizin şeref adlettiğini sembolize eden bir tablodur.''

Tablonun 60-70 sene önce camiye getirildiğini anlatan Şahin, ''Tabloyu bir hanım, antikacıdan satın almış. Evine götürmek istiyormuş. Yaşlı bir amca tabloyu görünce 'Evladım bu tablo zayi olmasın, tarihi eser sayılır. Fatih Camisi'ne teslim et' deyince, o hanım da almış buraya getirmiş''' dedi.

Şahin, Fatih Camisi'nin İstanbul'da 5 vakit cemaati en kalabalık cami olduğunu ve her gün bin civarında cemaatin geldiğini belirterek, Fatih Sultan Mehmet'in yaptırmış olması nedeniyle gerek yurt içi, gerekse yurt dışından ziyaretçisi bol olan bir cami olduğunu sözlerine ekledi. aa













Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (10)
  • yasin Özkan / 21 Ocak 2014 02:04

    varsayımla yola çıkmayın belgelere bakın

    Saçma sapan konuşmayın arkadaşlar,madem mimar sinan atigin ellerini kestirdi fatih ,neden istanbuldaki kanlı kilisyi sinan atik için cami yaptırmadı.onun için ferman Çakardı emir verdi,kanlı kilise hiçbir zaman cami olmayacak dedi.çünkü sinan atigi çok severdi.fatihin kendi el yazısı ile yazılmış belgelerdir bunlar
  • yasin Özkan / 21 Ocak 2014 02:03

    varsayımla yola çıkmayın belgelere bakın

    Saçma sapan konuşmayın arkadaşlar,madem mimar sinan atigin ellerini kestirdi fatih ,neden istanbuldaki kanlı kilisyi sinan atik için cami yaptırmadı.onun için ferman Çakardı emir verdi,kanlı kilise hiçbir zaman cami olmayacak dedi.çünkü sinan atigi çok severdi.fatihin kendi el yazısı ile yazılmış belgelerdir bunlar
  • fatma ipek / 27 Kasım 2013 18:43

    öz soyisimli bayana

    özünüzü hatırlayın osmanlı kul hakkına şu insan hakları mahkemesinden çok daha fazla önem verirdi
  • durkaya salihoglu / 30 Nisan 2013 15:15

    fatıh camiinın temelleri

    mimar tahır aga o gune kadar temel tutturulamayan fay hattı ve göl üzerinde inşa edilmesi gereken camii nın yapılması için padişah tarafından görevlendirilmiştir.yenı bır temel sistemı uygulayarak depremlere dayanıklı camii yapılmıştır.ben bu temelleri 1967 yılında camının yakınında inşa edilecek bır bınanın temel zeminine girerek gordum.buyuk mermer kalıplar. ortasından delinmış kibrit kutuları gibi tabana döşenmış. mermersutunlar yerlestırılerek yukseltılmıs.binlerce mermer sutun uzerınde kemerler ve fatıh camıı.içi pırıl pırıl fayhattından çıkan su ile dolu.laleli camiinide tahıraga yapmıştır.aynı sistemı tatbık etmıstır.altı su tutmadıgı için çarşı olarak degerlendirilmıstır.gördugumu nakletmek istedim.saygılarımla
  • mehmet paça / 19 Ocak 2013 12:06

    gercek

    bilmeyenler için yazıyorum. sinan atık fatıh camının bas mimarırıdır. sultan fatıh azatlı bır kolelık hayatından alıp en ıyı mımarların yanına verıp yetıstırmıs ve ıyı bır mımar olmustur sinan atik fakat sultan camııyı yaptırırken sutunların ucları verdıgı olculerde olmayınca sinan atık ın parmaklarında keser. bunun uzerıne sınan atık te ıstanbulun ılk kadısına şikayet eder oda hızır çelebıdır. onuda fatıh yenı atamıstır adalet dagıtsın dıye. hızır celebı sıkayet uzerıne fatıhe bır celb name yazar mahmeye cagırır ıstanbulu fet eden ınsan bır cagı kapatıp bır cagı acan ınsan bızansı bozguna ugratan ınsan adalet ıcın gelır mahkemeye .sınan atık gorunce sultanı yerr vermez fakat hızır celebı yan yana getırır sultanla mımarı ve anlat der mımara sınan atık baslar. hukumdarımız emır verdı sutunların ucları soyle olacak dıye bende emre muhalafet ettım ve kendı mımarlık anlayısıma gore yaptım der bunun uzerıne sultan fatıh parmaklarımı kestı der eger bunun cezası parmak kesmekse ben razıyım degılse onunda kesılmesını ıstıyorum der hızır celebı karar verır ve sultanın parmakları kesılecektır. kutuk gelır satır gelır cellat gelır hazretı fatıhın parmakları kesılecektır. bunu goren sınan atık mımar vallahı der ben bu ısın bu kadar ılerı gıdecegını bılmıyorumdum ben hakkımı helal ettım fakat bu ellerle calısamam cocuklarımın rızkını versın derr. bunu duyan fatıh vallahı der. eger kararı boyle vermeseydın cubbesınden cıkarttıgı topuzla senın kafanı koparacaktım der. hızır celebıde eger kararıma ıtıraz etseydın der oda etegının altındakı kılıçla fatıhı paramparca edecegını soyler kadı boyle hak boyle ışte fatıhe bır kaıde bır adalet lazımdı o donemde karsısına gelen hazretı fatıh degıl anarsıt bıle olsa esıt hak veren bır duzuen vardı arkadaslar.
  • fatih mehmet han / 10 Temmuz 2012 09:14

    bileklerini kestiren zihniyet diyen insan aç da cumhuriyet tarihini de kafası giden insanların sayısına bak dersim katliamında murat çayının kan renginde aktığını söyleyen nenelerimiz dedelerimiz var o ulu önder döneminde yapılmış bunlar şapka inkilabi (bilerek ve isteyerek yazdım )yüzünden kaç insanın kellesi gitti . 600 yıllık şanlı namlı Osmanli tarihinde padişah fermaniyla idam edilen insan sayısına 90 senelik cumhuriyet tarihinde fazlasıyla ulaşılmıştır. Cumhuriyetin elleriyle yaptığı katliama osmanlının hayalleri bile ulaşamadı.
  • m kakıl / 10 Ekim 2011 13:34

    senem öz'ze cevap

    dünyaya yön veren bir padişah ne yaptıgını bilen bir padişahtır fatih sultan han adaletli hakkı hukuku bilen bir padişahtır birdaha bir padişah hakkında yorum yapacaksan iyi arastırıp yorum yaz.adam dünyayı yönlendirdi.sen kendini yönlendire biliyormusun????????????????
  • senem öz / 18 Temmuz 2010 21:16

    Mimarın ellerini kestiren zihniyet

    Koskoca padişaka yakışmış mı bu ayıp...
  • fatih şahin / 23 Haziran 2008 18:41

    önem,

    gereken önem ve ehemmiyetin bu camiiye verilmesi kanaatindeyim
    bu arada bu haberi okuyan 1453. kısı oldum.:)
  • ali koç elegeçmez / 9 Şubat 2008 18:08

    Teşekkür

    Ecdadımızın bizlere bıraktığı bu muhteşem hazineyi gerek eğitim sistemimizin bu yöndeki eksikliği ve gerekse maddi yetersizlik nedeniyle zamanında ve hatta çoğumuz ölünceye kadar göremesek bile , bu tarz bir tanıtımla bizlere gösterip tanıtmış olduğunuz için , şahsım adına teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar, huzur ve mutluluk dilerim...
    Herkesin yararlanması ve hiç olmasa bir kültür mirası olarak görmeyi merak etmeleri dileğiyle ,aydınlarımıza(!)da zihin açıklığı dilerim....