2.31
2.83
0.00
Mehmet Altan

Star

Mehmet Altan


2 Şubat 2008
font boyutu küçülsün büyüsün

Dağlıca’dan Davutpaşa’ya...


Şırnak Gabar Dağı’nda, Bolu Komando Tugayı’ndaki gencecik on üç askerimiz hálá öğrenemediğimiz bir şekilde ne zaman şehit düştü? Ben söyleyeyim, 7 Ekim 2007’de... Peki ya Dağlıca?


Hakkari’nin Yüksekova ilçesindeki Dağlıca Taburu’na 21 Ekim 2007’de yapılan saldırı sonucu çıkan çatışmalarda 12 asker şehit olurken, 13 asker yaralanmış, 8 asker de teröristlerce kaçırılmıştı.

Kaçırılan askerlerin ilk duruşması dündü...

Ekim ayında 25 askerimizin şehit edilmesi haklı olarak hepimizi ayağa kaldırmış, Türkiye’nin ABD’den Kuzey Irak’a şahinleşmesine yol açmıştı...

Önceki gün Davutpaşa’da ölüveren ve bir iki gün içinde unutulacaklarından adım gibi emin olduğum insanlarımız, ölenler askerlerimizi yeniden anımsattı...

Davutpaşa’da ölenler neyin şehidi?

***

Davutpaşa’da ölen Zübeyir Bal’ın hikáyesini okudunuz mu?

Patlamada yaşamını yitiren Zübeyir Bal kırk beş yaşında...

Altı yıl önce, belli ki parasızlıktan, epeyce gecikerek Havva Bal ile hayatını birleştirmiş...

Çocuğu yokmuş...

Eşi de bir konfeksiyondaymış...

Annesi ise felçli...

Zübeyir Bal, ailesini geçimini sağlamak için havai fişek atölyesinde 550 YTL’ye ve sigortasız olarak çalışmaya başlamış...

Ağabeyi Ali Bal ne diyor:

‘Kardeşim tehlikenin farkındaydı ama başka çaresi yoktu. 350 YTL kira veriyordu. Ekmek parasının peşinde öldü...’

***

Hayata siyaseten bakıp, ‘insan odaklı’ bakmadığımız için Zübeyir Bal’lar ve onların ölümleri hiçbir toplumsal tepkiye neden olmadan kaybolup gidiyor...

İstanbul Ümraniye’de de 3 yıl önce bir havai fişek deposu patlamış ve 6 kişi ölmüştü...

Altı Zübeyir Bal...

Ne oldu?

Önce, Büyükşehir Belediye Meclisi, kaçak olarak faaliyet gösteren patlayıcı madde depolarının kapatılmasına karar verdi.

Sonra ise Başkanlık katına giden önerge unutuldu.

Hálbuki ihmalin bedeli çok ağır oldu.

Zeytinburnu’nda kaçak havai fişek ve maytap deposu patladı, 20 kişi öldü.

Bu insanlar ‘ihmal terörü’nün mü şehitleri?

Siyasal tansiyon yükseltmeyen ve anında uykuya yatırılan ‘yoksul ölümleri oratoryasunun’ sıradan figüranları mı?

***

Bundan sonrası...

Örneğin, patlamadan sonra yapılan incelemeler bölgedeki binalarda bulunan kazan dairelerinde gerekli bakımların yapılmadığını gösterdi...

Bölge sakinleri, sık aralıklarla yapılması gereken kazan bakımlarının atölye sahipleri tarafından masraftan kaçınmak amacıyla yılda bire indirildiğini söylüyor... Kaçınılan kazan bakımının masrafı 150 YTL...

Kazanlar daha sıkı mı denetlenecek, ya da işletmeler masraftan mı kaçınmayacak?

***

Bundan sonrası...

Davutpaşa, Türkiye’de örnekleri çok olan küçük işletmelerin toplu olduğu bir bölge.

Türkiye Davutpaşa’lar cenneti...

Çalışanlarının büyük kısmı sigortasız bu küçük işletmeler her türlü tehlikeye açık.

Hatta Davutpaşa’nın göbeğinde Habaş’a ait bir gaz dolum tesisi olduğu belirtilmekte.

Önceki gün, patlama şayet bu tesise sıçramış olsaydı, bugün Davutpaşa yok olmuştu...

Bunlara tedbir mi alınacak, toplumsal bir hareketlenme mi söz konusu olacak?

Opera devletini andıran skandallar medyanın fikr-i takibinin ilk sırasında yer mi kapacak?

***

Asker ya da sivil...

Yaşayabilecekken yitip giden onca insan...

Rögar kapağı olmadığı için çocukların öldüğü bir ülke Türkiye...

Neden ölüyorlar?

‘İnsan odaklı’...

‘Yönetilenlere endeksli’ bir toplumsal yaşam olmadığı için...

Buralarda Padişah önemli, tebaanın ise hiçbir kıymet-i harbiyesi yok...

***

Nasıl olacak?

Bu tür sefaletin yoksulluğu ya da yoksulluğun sefaleti nerelerde yok?

Zorlanarak ve çile çekerek kol gücünden beyin gücüne geçmeye çalışan bu yorgun dünyada...

Kutsalların kutsalı insanı baş tacı etmeye çalışan zihinsel yaklaşım nerede?

Boş yere insan öldüğünde zaman ve zeminden bağımsız...

Siyasal kavgalardan ve iktidar manipülasyonlarından uzak bir şekilde tüm toplumun tek meselesi neden olmaz?

Davutpaşadaki yirmi insan neyin şehidi?

***

AK Parti Hükümeti AB’den uzaklaştıkça...

Toplum, yeniçağın ‘insan odaklı’ anlayışının bu yeni örgütlenme biçimini sahiplenmedikçe...

Çatlaya patlaya ölüp duracağız...

Anlamsız bir şekilde kaybolup gidenler, sadece Padişah’a endeksli bu Opera devleti misali anlayışın şehidi...

O nedenle, daha öncekiler gibi Davutpaşa’lı Zübeyir Bal’lar bir-iki vakte kalmadan unutulacak, devran eski tas eski hamam yeni bir katliama kadar devam edecek...














Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları