2.25
2.87
0.00
Fahri Güven

Milli Gazete

Fahri Güven


18 Nisan 2010
font boyutu küçülsün büyüsün

Mehmed Akif’in, gençliği “Asım” adı altında sembolize etmesinin nedeni


"Bizi kim kurtaracak, var mı ki bir başka nesil?

- Âsım'ın nesli, Hocam,"

"Âsım", Üstad Mehmed Âkif'in altıncı şiir kitabının adıdır. Özel olarak seçilmiş, gençlik Âsım'ın şahsında remz edilmiştir. Bir başka ifadeyle ideal bir gençlik modeli Âsım'ın şahsında simgeleştirilmiştir. Safahat'ta en kolay anlaşılır kitaptır. Hatta bu nedenle Safahat'ı okumak isteyenlere, altıncı kitaptan başlamalarının uygun olacağı belirtilir. Tabii Âsım, en kolay anlaşılır kitap olmasına karşın, Âkif'in üzerinde en fazla çalıştığı bir şiir harikasıdır. Nitekim Süleyman Nazif'de bu şiir kitabını "Bir şiir mucizesi" olarak telakki etmiştir...

Bu eseri Üstad Âkif, 1924 yılında neşretmiştir. Âsım, muhavereli, manzum hikâyelerle örülmüştür. Eserde Hocazâde, Âkif'in kendisidir. Köse İmam, babasının talebelerinden Ali Şevki Hoca'dir. Âsım, Ali Şevki Hoca'nın oğludur; eserdeki dördüncü şahıs olan Emin ise Âkif'in oğludur. Konuşma tarzında tertip olunan eserde, vak'a, Üstad Mehmed Âkif'in Birinci Dünya Harbi yıllarında İstanbul-Fatih'te, Âkif'in doğduğu Sarıgüzel'deki evde geçer.

Köse İmam, Hocazâde olan Âkif'i ziyarete gelir. Aranmadığı günlerin hesabını sorar, sitem eder. Hocası Temiz Tahir Efendi'ye ait bazı hatıralardan bahseder, onu rahmetle anar. Sonra Birinci Dünya Harbi'nden bahis açılır.

Köse İmam, harb zenginlerinden bahseder. Bunlardan gittikçe züppeleşen bir paşanın, karısının üstüne evlenmeye kalktığını, kendisinin de onun nikâhını kıymadığını anlatır... Sonra konuya ilgili bazı aile hadiseleri dile getirilir, açmazlarıyla konu edilir. Bu bağlamda dinimizin kadına bakışı, kadının ve erkeğin görevleri pek güzel hülasa edilir. Bu hülasa şiire dökülürken Üstad Âkif'in aruzdaki başarısı gerçekten göz kamaştırıcıdır.

Yine bu minvalde pek çok konu gündeme gelir. Bu konulardan biri de memleketin imarıdır. Bu noktada Köse İmam'a göre, halka yol gösterecek kişiler âlimlerdir. Ayrıca medreselere el atılması ve asrın icaplarına göre yeniden tanzim edilmesi gerekmektedir. Bu müesseselere bir an önce çeki düzen verilmelidir. Çünkü memleketin yol göstericileri burada yetişmektedir.*

Diğer taraftan Âkif'in eserlerinde en önemli model, örnek şahsiyet, en ideal insan tipi "Köse İmam"dır. Bunu "Âsım" takip eder. "Daha doğrusu, bu ikisi, Üstad Âkif'in idealindeki aynı şahsın, yaşlı ve genç hâllerini temsil eder.

Kitap da asıl tema Âsım'ın neslidir. Nitekim Üstad Âkif, Hocazâde olarak Köse İmam'a karşı bahis bu noktaya geldiğinde "Âsım"ın neslinin faziletlerini, meziyetlerini ve gösterdiği kahramanlıkları över ve bu coşkulu ve heyecanlı hitabesini "Çanakkale Şehidleri" adıyla bilinen mısralarla bitirir:

"Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,

Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer;

Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;

"O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.

Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...

Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?"

"Hocazâde ile Âsım'ın konuşmaları final bölümdür. Bu bölümde Hocazâde, Âsım'ın cemiyetimizin neden geri kaldığını ve cemiyeti yükselten âmilleri anlattıktan sonra, bugün kendisinden beklenen yumruk kullanmak değil, ilim tahsil etmek olduğunu söyler. Maddi gelişmeler tek başına toplumu mutlu kılmaz; fakat maddi güce sahip olmayan milletler de ahlâk ve faziletlerini koruyamazlar. O hâlde, Batıya ezilmemek, şimdi olduğu gibi onun maddi gücüne boyun eğerek, mânen sefalete düşmemek için, onların bulunduğu seviyeye yükselmek, elde etmeye çalıştıkları "atom" ilmini Müslüman milletler adına öğrenmek lazımdır... Eser, Âkif'in sözünü dinleyen Âsım'ı arkadaşlarıyla birlikte Almanya'ya tahsillerini tamamlamak üzere gitmeye razı olmasıyla sona ermektedir."**

Üstad Âkif ikinci "Âsım"ı yazmak ister. Hatta planını bile dostlarından bazılarına bahseder.  Üstad'ın yazmak istediği ikinci Âsım'ın planı şöyledir:

"Âsım" için "Âsım bu asrın neslidir" der, ondan ümid beklerdi. "Âsım"a çok ehemmiyet verirdi.

Âsım'ın ikinci kısmı için çok düşünmüştü. Eserin bütün plânını hayâlinde hazırlamıştı. İstanbul'a döner dönmez, bunu yazmaya başlayacaktı.

Plânı çok mükemmel, çok yüksek: Âsım Avrupa'dan dönüyor, İstiklâl Harbi'ne iştirak ediyor. Âsım'ın bu muharebedeki yararlıkları... İstiklâl Harbi'nin büyüklüğü... Harbin bütün safahatı... Milletin gösterdiği fedâkârlık, kahramanlık... Tehlikeli zamanlar, acı, tatlı günler... İnönü, Sakarya muharebeleri... Nihayet büyük zafer... Bütün bunları tasvir ediyor... Âsım, bir timsâl. Fâziletli, imân ve irfanlı, kahraman Türk neslinin timsâli! Âsım, yükseliyor, bütün Şark milletlerine örnek oluyor... Matemli, felâketli sahifeler kapanıyor, şanlı bir refah, saadet devri başlıyor...

İşte Âsım'ın ikinci kitabının plânı! Çok yazık ki, Üstad'ın sıhhati bu eseri yazmaya müsaade etmez.***

Yazımıza başlık yaptığımız soruya gelince: Üstad Âkif, yaptığı hareketi çok bilinçli ve planlı yapar. O kitabının adına "Âsım" demişse bunun çok önemli, çok özel bir nedeni vardır. Dilerseniz bunu da bir başka yazımızda konu edinelim...

* Bkz. Fevziye Abdullah Tansel, Mehmed Âkif Ersoy- Hayatı ve Eserleri, Ankara 1973.

** M. Ertuğrul Düzdağ, Mehmed Âkif Ersoy, Kaynak Kitaplığı, İstanbul 2004, s. 172- 173.

*** Eşref Edib, Mehmed Âkif: Hayatı, Eserleri ve Yetmiş Muharririn Yazıları, Haz. Fahrettin Gün, Beyan Yayınları, İstanbul 2010, s. 216.















Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları